Blog
 
"Kendime bir blog açayım gibi heveslerim oluyor zaman zaman ama öyle her gün her hafta anlatacak bir şeyleri olan bir adam değilim, ya da anlatmayı sevmiyorum, bilmiyorum..."


Başlıklar
Fotoğraf @2010-01-02 02:18:32

2007'nin mayıs ayında Paris'e gitmiştim, elimdeki kompakt makina ile sağın solun fotoğrafını çekerken hiçbir fotoğrafın istediğim gibi çıkmadığını görünce bu işin pek de basit olmadığına karar kıldım. Özellikle geceleyin fotoğraf çekmek işkenceydi. Sonra okul bitti, işe girdim falan hemen bir kitap edindim öğreneyim bu işi diye ama baktım kitapla olacak gibi değil, kredi kartı çıkartıp direk gidip o zaman paramın yettiği en pahalı dslr makinayı aldım: Nikon D80. Bir de yanında kit lens olarak gelen 18-135mm objektif tabii ki. Kitapta okuduğum diyafram açıklığı, pozlama süresi, iso değeri gibi temel kavramlara makina üzerinde hakim olmam bir kaç ayımı aldı.

İlk başlar evde kendi kurguladığım öte beriyi çektim, daha sonra sokağa çıkıp şehir manzarası fotoğrafları, arkadaşların portreleri, çiçek böcek, kedi köpek derken çekecek bir şey kalmadı. Bu süre içinde fotokritik adlı sitede çektiğim fotoğrafları insanlarla paylaşıp eleştiri alır, kendimi geliştiririm diye düşündüm. Ancak anladığım kadarıyla bu sitede olaydan oldukça anlayıp insanlara yardımcı olmaya çalışan kitleden çok sevgili bulmaya çalışan bir topluluk vardı. Yinde de çok bir eleştiri beklentisi içersine girmeden çektiklerimi burada paylaştım ama aldığım yapıcı eleştiri sayısı bir elin parmaklarını geçmedi (: Bu çalışmalar teknik olarak daha iyi fotoğraflar çekmemi sağlarken, 100 kareden sadece bir kaçında yaratıcı bir nokta, anlamlı bir kompoziyon ortaya ya çıkıyordu ya çıkmıyordu. Acaba objektifle mi alakalı diyip, bir tane 70-300mm bir tane de 50mm/1.8f olmak üzere, iki tane daha objektif aldım. 70-300'ün olayını hala pek çözebilmiş değilim ama 50mm olanla güzel portreler çekilebiliyor. Bir de geniş açıya heves ettim, geniş açıyla balık gözü arasındaki farkı öğrendikten sonra balık gözü lens (10.5mm) almaya karar verdim. Ufuk çizgisini doğru ayarlarsanız sadece en köşelerde bozulma oluyor, o kadar. Fotoğrafın orta alandaki büyük bir kısmı gayet düzgün gözüküyor. Bu lensi ikinci el aldım, satan adam sağolsun lensle beraber kendi kullandığı bir filtreyi de verdi. Bunu da tam bilmiyorum ama bu filtre sayesinde mavi ve yeşil renkler* çok canlı çıkıyor.

Netice de bir adet Nikon D80 ve bununla uyumlu dört adet de objektifim olmuş oldu. Ancak bir yerden sonra çekecek çok bir şey bulamadım, bunu da şahsi 'unimaginative'liğime* bağlıyorum ben. İstanbul'un farklı semtlerine gidip fakir çocuk, evsiz ama bilge amca, sempatik esnaf portreleri ya da dağ bayır gezip çiçek böcek, manzara konusunda uzmanlaşabilirim diye düşündüm ama hem üşendim hem istedemedim. Ara ara aklıma bir iki fikir geliyor ama bulnarı pratiğe dökmek için kendimi kandıracak sebepler bulmam lazım (:

Bir de çektiğim fotoğrafların hiç birinde Photoshop yok, tabi bu hiç bir müdahale yok anlamında değil. Photoshop kullanmayı bilmiyorum, hatta bilgisayarımda kurulu bile değil. Sadece Picasa'da kontrast, doygunluk, keskinlik gibi basit düzeltmeleri yapmayı biliyorum. Dıştaki çerçeve ve imzayı da kendi yazdığım Fraimer isimli programla ekliyorum. Merak edenler download kısmından bu programı indirebilirler.

 
Anasayfa | Blog | Download | Müzik | Özgeçmiş | Fotoğraflar | Ziyaretçi Defteri